Anasayfa Dosya Mutluluk Kabristanı
Mutluluk Kabristanı PDF Yazdır E-posta
Yazar Volkan Durmaz   
Cuma, 25 Ocak 2013 21:07


Etrafı tel örgülerle gömülü bir sevgi alanı…




 

“Vasiyetimdir. Hayvan mezarlığına gömün beni”

Zeki Demirkubuz

 

 

Yazar: Volkan Durmaz

 

Yönetmen Zeki Demirkubuz, 2012 Yılında Kurban Bayramında, sahibinden kaçan ve kesim için eziyet edilerek hazırlanan bir kurbanlık haberinin videosunu kendi twitter sayfasında paylaşmış ve "Vasiyetimdir. Hayvan mezarlığına gömün beni" diye tepki göstermişti.

 

Aslına bakarsanız hayatta en büyük insanlık dersini hayvanlar verir. Çaresiz, savunmasız ve korunmaya muhtaç olan hayvanlar binlerce yıldır insanların adi işkencelerine ve zulümlerine maruz kalmış ve hep merhamete, sevgiye muhtaç olmuşlardır.

 

 

Onları kullanırız, acı veririz, sevgi alırız, aç bırakırız, keseriz, yeriz, bineriz, giyiniriz, bakamayız, öldürürüz, keseriz, yakarız, pişiririz, gömeriz. Çünkü biz insanız! Pis ve kirli vicdanlarımızın rahatlamaya ihtiyacı var. Bir yakınımın ansızın ölen kedisi “Benek”, herkese çok üzüntü yaşattı ve onu bir inşaatta bir kum birikintisine gömüp kurtulmamak için mezarlık araştırdık. Sonunda İstanbul Tuzla’da memleketin tek hayvan mezarlığı olan Tuzla hayvan mezarlığını keşfettik. Benek iri cüssesini verdi toprağa, uykuya daldı…

 

 

Araştırdığımda bir gazete haberinde, ‘hayvan mezarlığında, ölen hayvanlarına mezar taşı yaptıran hayvanseverlere çevre halkının tepki göstermesi üzerine, mezar taşı yapılması yasaklandığı’ belirtiliyordu. Bu habere ilişkin bir yorumda da “türlü şekilde ezilirken gıkı çıkmayan halkın tepki gösterdiği şeye bak” şeklinde haklı bir hayıflanma dikkatimi çekti.[1]

 

Eee ne de olsa aç insan varken hayvana sıra gelmemeliydi. Şu boktan dünyada insan insanı ne çok seviyor oysa!

 

Mezarlığa getirilenlerden birisi (Sarman) bir ayağını bir trafik canavarına kurban vermiş dünyalar güzeli bir sokak kedisiydi. Üç patili hayatında hiç oyun oynayamadı, hiç bir kedi gibi yaşayamadı. Çünkü ileri derecede böbrek ve karaciğer hastasıydı.

 

 

2001'de açılmış olan mezarlığa önce bazı hayvanseverler “mezar değil, barınak isteriz” diye itiraz etmişler ancak bu mezarlığın biraz olsun vicdanları rahatlattığı ortada… Adeta bir Mutluluk Kabristanı… Bunlardan bir kaçına yer vermek istiyorum.

 

Hayvan Mezarlığından Notlar:

“'Tombiş' son yolculuğuna merasimle uğurlandı. Hayvan Mezarlığı'na defnedilirken sahipleri üzgündü. Bu mezarlıkta onun gibi 621 hayvan yatıyor. İşlemeli mermerler dikkat çekiyor. İzmir'den bile 600 kilometre yol katedip hayvan getiren var.

'Çok sevdiğimiz kedimiz Tombiş'i dün gece maalesef kaybettik. Onun üzüntüsü içindeyiz. Doğrusu bilmiyorduk nasıl defnedeceğimizi. Bir veterinerin tavsiyesi ile böyle bir yerin olduğunu öğrendik. İnternet aracılığıyla burayı bulduk. Rahat bir nefes aldık. Sonuçta hayvanlar çöpe atılıyor, herhangi bir yere gömülüyor. Bu durum rahatsızlık verici." Bu sözler Haluk Hergün'e ait. 13 yıl önce Hergün ailesine dâhil olan Tombiş isimli kedisini kaybetmiş. Dört kişilik ailenin beşinci üyesiydi! Ta ki geçtiğimiz Salı gecesi saat 11 buçukta aniden ölünceye kadar… Tombiş'i kimse çöpe atmak ya da herhangi bir parka gömmek istemiyordu. Araştırdılar ve Tombiş gibi evcil hayvanların gömüldüğü 'Hayvan Mezarlığı'nı buldular….

 

“İlk toprağı ben atacağım" diyen Haluk Hergün küreği istiyor. "Bismillah" diyor ve bir iki kürek toprak serpiyor küçük yatağında yatan Tombiş'in üzerine. Gömücü kaldığı yerden devam ediyor. O esnada içinden dualar okumaktan geri durmuyor: "Dua okudum. Böyle bir şey yoktur belki ama içimden geldi. O da Allah'ın yarattığı bir can. Gönül rahatlığı içinde kabrine bıraktım… Öldüğü dakikadan itibaren kendimizi bilmiyoruz. Gece boyunca uyuyamadık. 13 yıldır bizim ailenin bir ferdi gibiydi.”[2]

 

 

“Canım Kardeşim, Küçük Kızım: Bravigom. Ne yapsak sensiz olmuyor, Yokluğuna alışılmıyor, Dünyasının tek gerçek dostuna."

 

"Mimi. Güzel kızım seni hiç unutmayacağız. Ailen."

 

"Blossom. Doğum: 1 Ocak 1992. Ölüm: Ölmedi ki. Canım kızım, sana özlemim ve sevgim hiç bitmeyecek, Rahat uyu kalbimdesin. Bebeğim, yokluğun çok zor geldi bana. Alışamadım sensizliğe, Eminim kendi cennetindesin orada. Mutlu ol bir gün ben de geleceğim, Her zaman söylediğim gibi geleceğim. Blossom, Canım bekle beni. Seni çok seviyorum. Gamze. N."

 

 

"Hüvel Baki (Arapça olarak). Pamuk. 2 Ekim 1994 - 10 Ekim 2004. Cennet Hediyesi sevgili oğlumuzla tekrar kavuşuruz inşallah."

 

Panki, Pegy, Bravigo, Pamuk, Mimi, Monti ve diğerleri… Taşlarla çevrili mezarlar, kemikten mezar taşları, mezarların yanına bırakılmış oyuncaklar, toplar, peluşlar, çiçeklerle bezeli mezarlar, mezar başlarına dikilmiş minik çam ağaçları... Kendileri gibi mezarları da sahte değil. Kendileri gibi en huzurlu mezarlar burada. Etrafı tel örgülerle gömülü bir sevgi alanı…


 

Beni de gömün oraya… Hep uyumak istiyorum orada… Umuyorum yürekleri kirli, zihinleri de içleri kadar pislik dolu insanoğlu dokunmaz oralara… Prensip olarak insan sevmiyorum. Keza insanın “tanrı” olası geliyor bu pis hayatı gördükçe