Anasayfa Portreler Geç Kalmış Bir Babanın Sonradan Görme İzlenimleri -14
Geç Kalmış Bir Babanın Sonradan Görme İzlenimleri -14 PDF Yazdır E-posta
Yazar Ekrem Özdemir   
Çarşamba, 25 Mayıs 2016 09:06

 

Yusuf'un en çok hoşuma giden davranışı namaz esnasında secdeye vardığımda Yusuf'un sırtıma çıkmaya çalışması.

 

 

 

Bunu yapamayınca da tahiyyatta gelip boynuma sarılması. Peygamber Efendimizden bu yana varolan bin beş yüz yıllık bir medeniyetin, bir kültürün, bir geleneğin bir temsilcisi olduğumu hissettiriyor bana.

 

(22 Mayıs 2016)


- Bu günlükleri tutarken amacım Yusuf'un ilklerini kayda geçirmekti. İlk yürüdüğü gün, koştuğu gün, öptüğü gün, ilk cümlesini kurduğu gün, tuvaletini öğrendiği gün. Günlük yazmak ülkemizin olduğu gibi benim de başaramadığım bir şey. Bu yüzden ilklerin tarihi yerine bir babanın anılarına dönüştü. Artık bunlarla idare edecek büyüdüğünde!...

- "Geldi geçti ömrüm benim" misali, Yusuf 32 aylık oldu. Soranlara 2.5 yaşında diyorum. Belki de hep bu yaşta kalmasını istiyorum. İki oğlan babası bir arkadaşım şöyle demişti: "Erkek çocuğu 3 yaşından sonra sevilmelik olur. 5-6 yaşına kadar tatlıdır. Sonra bildiğin kereste oluyorlar." Etkilendim mi bu yorumdan? Korkuyor muyum Yusuf'un büyümesinden? Sanırım hayır. Benimkisi tembellikten. Her seferinde kaç aylık olduğunu hesaplamaya üşendiğim için tam ve buçuk sayıları kullanıyorum:)))

- Artık cümle kuruyor Yusuf. Emrediyor (Baba git burdan), rica ediyor (baba kalkar mısın?), sevgisini gösteriyor (benim küçük babam), memnun oluyor (Teşekkür ederim babcığım) , öfkeleniyor (ama sen yaptın), küsüyor (ben sana küstüm, konuşmuucam işte), seviniyor (yaşasııın, şut ve goool), inciniyor (baba bak parmağım acıdııı) ve nazlanıyor (hadi baba hadiii).

- Balkonda kilitli kaldım. Bu satırları yazarken çay ve sigara içmek için balkona çıktım. Yusuf açmasın diye de iyice çektim kapı kolunu. Geldi, yanıma girmek için kapıyı açmaya çalıştı, açamayınca anahtarı çevirdi ve beni balkona kilitledi. Öylece kalakaldım soğukta iyi mi:)))

- Pepee etkisi. Yusuf'un Pepee'den en iyi öğrendiği şey sırtını dönüp küsmek. Bir de hop tek oynamak. Yani kolbastı:)))

- Yusuf'un en çok hoşuma giden davranışı namaz esnasında secdeye vardığımda Yusuf'un sırtıma çıkmaya çalışması, yapamayınca da gelip boynuma sarılması. Peygamber Efendimizden bu yana varolan bin beş yüz yıllık bir medeniyetin, bir kültürün, bir geleneğin bir temsilcisi olduğumu hissettiriyor bana.

- Futbolda ilerleme kaydettik. Artık benimle omuz omuza mücadele ederek top sürüyor. Ellerini beline koyarak ayağı topun üstünde bana bakışı çok hoş. Bir de her akşam kafasını bir yere çarpmasa:))) En sevdiği şey topu tavana atıp ışığa çaprtırmak ve seyretmek. Tabi bunların hepsini benden gördü:))) Bazı komşular "Futbolcu olacak bu" diyor.  Ben de "Biz bu kafayla Boğazda bir ev sahibi olamayacağız nasıl olsa. Yusuf hiçbir şey olamazsa futbolcu olsun, belki Boğazda evi o alır bize" diyorum:)))

- Yusuf sayesinde apartmandaki çcouklarla aramdaki yakınlık artıyor. Bazen kapıyı çalıp "Ekrem amca dışarı çıkacak mısın?" diye soruyorlar. Akşam işten gelince oğlunu dışarı çıkarıp oynatan iki babadan biri olduğum içim çocuklar Yusuf'u seviyorlar ve Yusuf apartmanın önüne çıkınca peşinden koşmaya başlıyorlar. Bir komşumuz bını görünce "Çocukların hepsi Yakup olmuş, Yusuf deyip duruyorlar" dedi. İşte çocuklardan kızlarla yakar top, erkeklerle maç oynuyoruz. Sonra kızları maça alıyoruz. Hi hi hi:)))

- Her apartmanda olduğu gibi bizim apartmanda da çocuğunu dışarı gönderip saldım çayıra mevlam kayıra diyen komşular var. Bunların çocukları hemem belli ediyor kendini. Canları çok sıkılıyor, arkadaşlık kurmakta zorlanıyorlar, kavgaya meyilliler ve hep hiç vermeden almak istiyorlar. Sen vermeyince de çirkefleşmeye başlıyorlar. Bizde de var bir iki tane. Baba sıfır ilgi, anne bize güvenip sokağa salıyor, arada bir pencereden bakıyor, sorun olunca çıkıp geliyor. İşin kötüsü Yusuf bu komşunun oğlunu seviyor. Bu da insanı düşündürüyor tabi!...

- Tehlikeli dönem başlıyor. Yusuf kendi ihtiyaçlarını kısmen görmeye başladı. Asansöre binmeyi, apartman kapısını açıp kapamayı, bisiklet sürmeyi... Alıp başını gidiyor yokuş aşağı. Koş baba kooş:)))

- Erkeksi kabalığı da yavaş yavaş gelişiyor. Kızdığında vuruyor, tekme atıyor, saçını çekiyor, ısırıyor. Öfke duygusu da oluşmaya başladı. Bazen öfkeyle taş atıyor bana. Bildiğin zarar vermek istiyor. Acıtmak isteği duyuyor. Melekti değil mi bu çocuklar:)))

- Dijital oyunlar, teknolojik imkanlar, devlet ve sonunda çirkin kızın biri Yusuf'u benden yavaş yavaş koparacak ne de olsa! Ben de bir baba olarak şimdiden önlemimi alıyor, bilinçaltına babayla geçirilen zevkli vakitler yüklüyorum. Eğer Marcel Proust'un dedikleri doğruysa Yusuf sürekli bugünlere özlem dıyacak, bilinçaltı ona "Babanı ara, babanı ara" diyecek. Görsün bakalım el kızı, el mi yaman bey mi yaman:)))

- Yusuf küçük topuna sarılıp "benim küçük topum" diye seviyor. Bana da sarılıp "benim küçük babam" diye beni seviyor. Ona büyük bir top alıp "Benim kocaman topum" demeyi öğreteceğim:)))


- Bir baba ne kadar ilgilenirse ilgilensin, çocuğunun dünyasına annesi kadar giremez. Bunu bilerek ilerliyorum babalık yolunda. Bir arkadaşım "Çocuk akıl baliğ oluncaya kadar babası onun Tanrısıdır" demişti. Yusuf beni her taklit ettiğinde, beni her yenmeye çalıştığında bu cümle geliyor aklıma. Bazen bilerek ve isteyerek karşısında acziyet sergileyip yardım istiyorum ondan. "Kurtar beni" diyorum, kurtarınca da "Beni kurtardın" deyip teşekkür ediyorum. Benim de onun gibi aciz bir varlık olduğumu düşünmesi nasıl bir sonuç doğuracak bakalım. Wait and see...

 

İzlenimlerinin tamamını okumak için tıklayın: 

http://www.magaradergisi.com/portreler/466-gec-kalmis-bir-babanin-sonradan-gorme-izlenimleri-