"Ya istediğim gibi yaşamak, ya da hiç yaşamamak: bunu isterim ben."













Nietzsche'nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı kitabından notlar-3


- Kardeşlerim; en iyiler buyruk yürütmelidirler, en iyiler buyruk yürütmek isterler! Nerde başka türlü öğretiliyorsa, orda, en iyi yok demektir. (s. 247)

 

- Bütün hayvanların erdemlerini yağma etmiştir insan: bütün hayvanlar içinde en çok zorluk çekenin insan olması bundandır. Yalnız kuşlar daha insanın üstündedirler. İnsan bir de uçmayı öğrenirse, ah! Ne yüksekliklere havalanacak yırtıcılığı!    (s. 247)

 

- Şöyle olsun isterim erkekle kadın: biri savaşa elverişli öteki analığa; ama ikisi de kafa ve bacaklarla hora tepmeye elverişli. (s. 247) 

 

- Evlilik bağınız: bunun kötü bir bağ olmamasına bakın! Çok çabuk bağlandıysanız, evliliğin bozulması gelir arkadan: zina. Ve evliliğin bu türlü bozulması, evlilikte iğrilikten, evlilikte yalandan yeğdir! - Kadının biri şöyle demişti bana: Doğru, zina ile nikâhı bozdum, ama önce nikâh beni bozdu." (s. 248)   

- Kardeşlerim! Bütün insan geleceği için en büyük tehlike kimlerdir? İyilerle doğrular değil mi?- Şöyle diyenler, yüreklerinde şöyle duyanlar: "Biz iyi ile doğrunun ne olduğunu çoktan biliyoruz, hem ondan bizde var da; daha arıyanlara yazık olsun." (s. 249)   

 

- İyilerin aptallığında dipsiz bir kurnazlık vardır. (s. 250)

 

- Çocuklarımın anası olacak kadını daha bulamadım, meğer ki bu sevdiğim kadın ola: çünkü seni seviyorum, ey sonrasızlık.

Çünkü seni seviyorum ey sonrasızlık! (s. 273) 

 

- Bir gün bana şöyle dedi şeytan: "Tanrıların dahi kendi cehennemi vardır: bu, insana sevgisidir.

Ve şöyle dediğini işittim geçenlerde: "Tanrı öldü: insana acımasından öldü Tanrı"-  (s. 275)

 

- Yalnızlar ve keçi çobanları arasında yaşamak, doğrusu, yaldızlı, boyalı, yalancı kalabalık arasında yaşamaktan yeğdir, -bu kalabalık kendine "iyi toplum" dese de.

_kendine "soylular" dese de. Orda her şeyi, en başta kan, - eski sayrılıklar, bu sayrılıklardan da beter, düzmece hekimler yüzünden bozulmuş, yapmacıklaşmıştır.  

Bugün bence en iyisi, en değerlisi sağlam bir köylüdür, kabasaba, kurnaz, dikbaşlı, dayanıklı; bugün en soylu tür budur.

Köylü bugünün en iyisidir; köylüler soyu egemen olmalıdır! Oysa bizimki kalabalıkların ülkesidir, -fazla aldanmaya niyetim yok. Kalabalık dediğin, bir yamalı bohçadır.

Kalabalık -bohçası: burada her şey birbirine karışmıştır, - erimişi, alçağı, çelebisi, yahudisi, Nuhun gemisinden her türlü hayvan. (s. 286)    



 

- Bir zamanlar, - sanırım Milâttan Sonra  Bir'de- Şöyle demişti falcı kadın, içmeden esrimiş de:-

"Ters gidiyor işler! Yazık! Çöküntü!

Çöküntü! Dünyanın bu denli battığı görülmüş mü!

Roma orospu oldu, hem orospu yatağı şimdi,

Sığı oldu çıktı Sezar, Tanrı da Yahudi!" (s. 288)

 

- Birçok şeyi yarım yamalak bilmektense, hiç bilmemek daha iyidir! Başkalarının düşünceleriyle bilgelik etmektense, kendi hesabına delilik etmek daha iyidir! Ben her şeyin dibine, tâ dibine inerim:

-Ha büyük olmuş, ha küçük ne çıkar? Ha bataklık olmuş, ha gök? Bana avuç içi kadar temel yeter: gerçek temel olsun da! (s. 292)

 

- "Onu en çok seven, onu en çok elinde tutan, onu en çok yitirmiş demektir." (s. 303)    

 

- "Laf aramızda - şu üç göz tanık olsun" dedi yaşlı papa (bir gözü kördü), "Tanrıyla ilgili şeylerde, ben Zerdüşt'ten de aydınımdır, -elbette öyle olacak.

 

Sevgim ona yıllarca hizmet etti, istemim her şeyde onu izledi. İyi bir uşak, her şey, efendisinin kendi kendisinden bile gizlediği şeyleri daha iyi bilir.

 

Gizli bir Tanrıydı o, gizliliğe düşkündü. Gerçek, oğlunu bile gizli yollardan edindi. İnancını kapısında zina durur.

 

Onu sevgi Tanrısı olarak yüceltenler, sevgiyi yeterince yüksek görmiyenlerdir. Bu Tanrı, yargıç da olmak istemiyor muydu? Oysa seven, armağan beklemeden, karşılık beklemeden sever.

 

Bu doğulu tanrı gençliğinde sertti, kimsesizdi; ve gözdelerini eğlendirmek için bir cehennem kurmuştu.

Fakat sonunda kocadı, yumuşak, olgun ve acıyan, babadan çok büyük babaya, en çok da, sarsak bir büyük anneye benziyen biri oldu.

 

Ocak başındaki köşeciğinde, büzülmüş, güçsüz bacaklarına yana yakıla, dünya yorgunu, istem yorgunu, oturur dururdu; bir gün, o pek büyük acıması yüzünden boğuldu gitti." (s. 304) 

  

- "O hep beni görüyordu; ya öc alacaktım bu tanıktan, ya da ölecektim. Her şeyi, insanı dahi gören Tanrı, - ölmek zorundaydı. İnsan böylesi bir tanığın yaşamasına katlanamaz." Böyle dedi en çirkin insan. (s. 311)   

 

- "Ya istediğim gibi yaşamak, ya da hiç yaşamamak": bunu isterim ben. (s. 320)

 

- Soğuk canlara, katırlara, körlere ve esriklere yiğit demem ben. Korkuyu bilen, ama onu yenende vardır yürek; uçurumu gören, ama gururla bakanda.

Uçurumu gören, ama kartal gözüyle bakanda, - uçurumu kartal pençeleriyle kavrayanda: vardır yürek. (s. 336)  

 

- Ateşi olmamak bilgi demek değildir daha! Ben soğumuş ruhlara inanma. Yalan söyleyemeyen, gerçeğin ne olduğunu bilmez. (s. 339)

BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT


Kaynak:
Nietzsche - Böyle Buyurdu Zerdüşt
Çev.: Turan Oflazoğlu, Cem Yayınevi, İstanbul, 1998.