"Bir yerde artık sevemiyor musun, oradan geçip gitmeli."
Böyle Buyurdu Zerdüşt'ten Notlar-2
- "Ben uyurken tanrının biri benden gizlice bir şey mi çaldı ne? Evet, kendine bir kadıcık yapmaya yetecek kadar! Şaşılacak bir yetersizliği var kaburgalarımın." Böyle demiştir bugünün kişileri. (s. 147)
- Biraz şehvet, biraz can sıkıntısı: şimdiye dek en iyi düşünenleri bunlar olmuştur. (s. 154)
- İnan bana, dostum Cehennem gürültüsü! En büyük olaylar, en şamatalı saatlerimiz değil, en sessiz saatlerimizdir. (s. 157)
- Geçmişi kurtarmak ve her "böyle idi"yi "böyle istedim"e çevirmek, - kurtarma diye buna derim ben! (s. 166)
- Öc şudur, evet, yalnız şu: istemin, zamanda ve zamanının "böyle idi" den tiksinmesi... hiçbir eylem yok edilmez: ceza ile nasıl yok edilsin! Varlık cezasında sonrasız olan şudur, şu: varlık, sonrasızca hep eylem ve suç olmak zorundadır! (s. 167)
- İnsanlar arasında yaşamak güçtür, susmak çok güçtür de ondan, - hele geveze bir için." (s. 168)
- Benim alnıma böyle yazılmış, ben tedbirsiz olmak zorundayım... Hayatı seyretmenin güzel olması için, hayat oyununu iyi oynamak gerekir; ama bunun için de iyi oyuncular ister. (s. 170)
- Ve gerçek erdem, kendini farketmiyen erdemse, -tamam, büyüklenen kişi de alçak gönüllülüğünün farkında değildir!.. Gerçek, en iyilerle doğrular! Sizde gülünecek çok şey var, - hele şimdiye dek "şeytan" denen şeyden korkmanız! (s. 171-172)
- Büyük işler başarmak güçtür: fakat büyük buyruklar vermek daha güçtür. Senin en bağışlanmaz yönün şu: gücün var, fakat egemenlik sürmek istemiyorsun. (s. 175)

- Başımıza yazgı ve yaşantı olarak ne gelirse gelsin, - bir gezinme, bir dağa- tırmanma vardır onda, kişi sonunda ancak kendini yaşar. (s. 179)
- Hiçbir merdivenin olmasa bile, kedi başının üstünde tırmanmayı öğrenmelisin. Başka türlü nasıl tırmanırsın yukarılara? Kendi başının üstünde, kendi yüreğinden öteye. Sende en yumuşak olan, en sert olmalı artık. (s. 180)
- Kişi bütün yüreğiyle ancak çocuğunu, bir de eserini sever, ve nerde kişi kendine büyük bir sevgi duyarsa, orda gebelik belirtisi vardır; böyle olduğunu görmüşüm ben. (s. 189)
- Sabaha doğru Zerdüşt, gönlüne güldü de, alaylı alaylı dedi: "Mutluluk ardımdan koşuyor. Ben kadınların ardından koşmuyorum da ondan. Oysa mutluluk kadındır." (s. 192)
- Her şey, sonrasızlık pınarında adlandırılır, iyi ile kötünün ötesinde; iyi ile kötünün kendileri, ara gölgelerdir ve yaş üzüntüler ve geçen bulutlardır onlar. (s. 195)
- Burada erkek azdır: bu yüzden kadınları, erkekleşmeye çalışıyorlar. Çünkü ancak yeterince erkek olan, kadındaki kadını kurtaracaktır. (s. 199)
- Onlarca erdem, alçak gönüllü kılandır, uysallaştırandır: böylece kurdu köpeğe, insanı da, insanın en iyi evcil hayvanına çevirdiler. (s. 200)
- Nice kurnaz kişiler gördüm: kimse içlerini, tâ diplerini görmesin diye yüzlerini örtüyor, sularını bulandırıyorlardı. Ama daha kurnaz kuşkularla ceviz-kıranlar da, hep bunlara çatıyorlardı: asıl bunların avlıyorlardı en saklı sırlarını. Duru, dürüst, saydam kişilere gelince, - bunlar bence en bilge sessizlerdir; onların dibi öylesine derindir ki en duru su bile ele vermez. (s. 205)
- Bir yerde artık sevemiyor musun, oradan geçip gitmeli. (s. 210)
- İyi bilirsin, içindeki ödlek şeytan, ellerini kavuşturup kucağına koymak ve rahatına bakmak isteyen: - bu ödlek şeytan seni kandırır: "Tanrı vardır." (s. 212)
- Kimsesizlik başka şey, yalnızlık başka şey: bunu öğrendin artık! İnsanlar arasında hep yaban ve garip kalacağını da: - seni severlerken bile yaban ve garip: çünkü onlar her şeyden çok hoşgörü isterler. (s. 215)
- Ey insan varlığı, ey şaşılası şey! Ey karanlık sokaklardaki gürültü! Arkamda kaldın yine: - en büyük tehlikem arkamda kaldı. Horgörüydü, acımaydı benim en büyük tehlikelerim; bütün insan varlığı hoşgörü ister, acıma ister. (s. 217)
- Daha beşikteyken ağır sözler, ağır değerler sunarlar bize: "iyi" ile "kötü"- böyle derler bu çeyize. Onun uğruna bağışlanır yaşamımız. (s. 226)
- Uykularını kaçırdım, şöyle öğrettiğimde: iyi ile kötünün ne olduğunu daha kimse bilmiyor: -meğer ki yaratıcı ola! (s. 230)
- Şudur istemi soylu canların: onlar hiçbir şeyi beleş istemezler, hele hayatı. Yığından olan beleş yaşamak ister; oysa bizler, - hayat kendini bizlere vermiştir- bizler hep karşılık olarak en iyi neyi verebileceğimizi düşünürüz. Evet, soylu bir sözdür: "Hayatın bize adadığını biz, hayata saklarız." (s. 234)
- Gerçek olmak, - az kişinin elinden gelir bu! Elinden gelen de istemez! Hele iyilerin elinden hiç gelmez. Ah bu iyiler! İyi kişiler gerçeği hiç söylemezler. Bu türlü iyi olmak ruh için sayrılıktır. (s. 234-35)
- "Çalmayacaksın! Öldürmeyeceksin!" - Bu türlü sözlere bir zamanlar kutsal denirdi; diz çökülür, baş eğilir, ayakkabı çıkarılırdı bunların önünde. Ama size sorarım: bu kutsal sözlerden daha iyi hırsız ve katil yeryüzünün neresinde görülmüş? Bütün hayatın kendisinde dahi, çalma ve öldürme yok mudur? Ve bu türlü sözlere kutsal demekle, gerçeğin kendisi öldürülmüş olmuyor mu? - Hayatı yalanlayan, hayata karşı koyan, şeye kutsal diyen bir ölüm va'zı mıydı yoksa? - Ey kardeşlerim parçalayın, parçalayın eski levhaları! (s. 237)
- Babalarınızın çocukları olmayı, çocuklarınıza ödeyeceksiniz siz: böyle kurtaracaksınız bütün geçmişi! Bu yeni levhayı yerleştiriyorum üstünüze! (s. 238)
- Ey kardeşlerim, dünyada çok pislik olmasında çok bilgelik vardır. (s. 240)

- Güçlülerin zayıf oldukları yerlere, soyluların aşırı yumuşak oldukları yerlere, onlara kurar iğrenç yuvasını: asalak, büyüklerin küçük yaralı yerlerinde barınır. Bütün varlık türleri içinde en yüksek olanla en alçak olan nedir? Asalak, türlerin en alçağıdır; oysa en yüksek türden olan en çok asalak besleyendir. (s. 245)
- Uçmayı öğretmediğiniz kişiye, çabuk düşmeyi öğretin bari!- (s. 245)
- Çoğu kez, sesini çıkarmadan geçip gitmek daha büyük yiğitliktir; kendini daha değerli bir düşmana saklamış olursun böylece. (s. 246)
Böyle buyurdu Zerdüşt.
Kaynak: Nietzsche - Böyle Buyurdu Zerdüşt
Çev.: Turan Oflazoğlu, Cem Yayınevi, İstanbul, 1998.