rüştüonurKAPAK

"Şimdi gecelerin kimsesizliğini ve kahrolası yalnızlığını daha iyi anlıyorum, daha iyi duyuyorum."

 

Sevgili Mediha,

İşte mektubun avucumda. İşte yeknesak geçen günlerimin tek tesellisi. Benim kenar dilberimin mektubu bu. Bir kenar mahallesinden geliyor. Ve şimdi ben bu kenar mahallenin bir kenar dilberini çıldırasıya seviyorum.

Şimdi gecelerin kimsesizliğini ve kahrolası yalnızlığını daha iyi anlıyorum, daha iyi duyuyorum.

Ve ayrılık gününü saatini dakikasıyla hatırlıyorum. Şu an yaşadığımı ve seni düşündüğümü nasıl idrak ediyorsam, ayrılık gününü de bütün dekoruyla aynı şekilde idrak ediyorum.

Sanki aynı sahneyi yaşıyorum. İçim burkuluyor. Dudaklarımda acı bir meyvenin buruk bir lezzeti var.

Ve ayrılığın ölüm olduğunu anlıyorum. “Bahtın bize sunduğu tatlı bir ölüm.”

rüştümedihaonur

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mediha ve Rüştü Onur

Rüştü Onur, 3 Ağustos 1920′de Devrek’te doğdu. İlköğrenimini burada tamamladıktan sonra, ortaöğrenimine Kastamonu’da başladı ve liseyi Zonguldak’ta bitirdi. Bu yıllarda tüberküloza yakalandı ve öğrenimine bir yıl ara vermek zorunda kaldı. Sonra okuluna dönmüşse de, çok geçmeden öğrenimini yarım bırakarak Zonguldak Maliye Varidat (Gelirler) Memur Muavini olarak çalışmaya başladı. Ne var ki, kısa süre sonra hastalığı şiddetlendi ve 1941-42 yılları arasında önce üç ay Zonguldak’ta, daha sonra Heybeliada Sanatoryumu’nda tedavi gördü.

rüştüonur

İstanbul’da tedavi gördüğü sırada Anafartalar Vapuru’nda Mediha Sessiz adlı bir kızla tanıştı. Bu tanışma, iki gencin bütün hayatını değiştirecekti. Tedavisi bittiği zaman Rüştü Onur yeniden Zonguldak’taki memuriyet görevine başladı. Ancak İstanbul günlerinde aşık olduğu Mediha’yı unutmadı ve genç kadın ile yazışmaya başladılar. İki gencin mektuplarından taşan aşkları, 5 Ağustos 1942′de nişanları, aynı yılın sonunda evlilikleriyle taçlandı.

Rüştü Onur, Mediha’nın İstanbul’daki evine yerleşti. Geçimlerini sağlamak için Şair Leyla Sokağı’nda sebze satmaya başladı. Henüz kavuşmuş olan sevgilileri mutluluklarının daha çok başında büyük acılar beklemekteydi. Genç kadın ne yazık ki 12 Kasım 1942′de öldü. Mediha’nın ölümü Rüştü’yü yaşamından vazgeçirecek kadar sarstı. Sadece 40 gün sürebilmiş bir evlilik yaşamından sonra, eşinin ölümünün üzerinden 15 gün geçmişken ciğerinden gelen kan onu boğdu. 2 Aralık 1942′de hayatını kaybetti.

İki sevdalı, İstanbul Ortaköy Mezarlığı’nda “Boğaz’ın lacivert sularına bakan” bir sırtta yan yana yatmaktadır.

Rüştü Onur, kısacık ömrüne az sayıdaki ama kendine özgü tekniği ile üslubu olan şiirlerini sığdırmış, “Garip Şiiri”nin önemli temsilcilerinden biri olarak edebiyat tarihimizdeki yerini almıştır. 22 yaşında daha yolun başındayken hayata veda eden şairin Edebiyat Öğretmeni Behçet Necatigil şu dizelerle uğurlamıştır öğrencisini:

“Bir şair yaşamıştı Zonguldak’ta,  

                                            Adı Rüştü Onur’du

                                                                      Bilseydi hatırlanacağını

                                                                                                      Ölümünden sonra

                                                                                                                                 Memnun olurdu”

mektubunavucumda

Yılmaz Erdoğan’ın Kelebeğin Rüyası filmi ile birlikte bazılarımızın ismini duyduğu ama hakkında bir şey bilmediği bazılarımızın ise hiç tanımadığı bir şairin bilinmeyen mektupları ve şiirlerini, Kaynak Yayınları “Mektubun Avucumda” adlı eserle bizim için derlemiş. Kitabın önsözü ise Yılmaz Erdoğan’dan.

342 sayfalık kitabın içinde her mektubun orjinali, Rüştü ve Mediha’nın evlilik cüzdanı ve fotoğrafları, Rüştü Onur’un o dönem gazetelerde yayınlanmış olan hikayelerinin orjinalleri belge niteliğinde bize sunulmuş.

mektubunavucumda1

 

 

 

 

 

(Bu yazı 6 Nisan 2013 tarihinde http://www.madamepiaf.com/page/19/ sitesinde de yayınlanmıştır.)