
Alışılmışın dışında bir Şebnem Ferah portresi
Şebnem Ferah deyince aklıma siyah renk geliyor. Bu siyah renk karamsarlığı değil tam tersine özgürlüğü ve denetimsizliği temsil ediyor benim için. “İçine girdiğin küçük kaygan deliği yeni ve büyük bir dünya mı sandın” derken belki de en korktuğumuz ama içten içe en çok konuştuğumuz konuya bir yandan nokta koyarken bir yandan da yeni bir boyut kazandıran “ŞEBO” bu iddialı sözler ile Yeni Türkiye’mizin mayın tarlasında dolanıp durmuş. İçinden gelen her şeyi bu kadar kendinden emin şekilde dile getirmek için arkanda bir halk gücü olması lazım. Halk gücünün sanata evrilmiş ismi popülarizm.
Edirne’nin oğlu İstanbul’un babası olan Bursa alternatif Türkçe Rock müziğin ise kuluçkası. Sedat Yıldırım Sarıca’nın 80’lerin ortasında Bursa’da açtığı stüdyo olmasaydı bugün Mor ve Ötesi, Pentagram, Şebnem Ferah gibi sanatçıları tanımıyor olacaktık.
Şebnem Ferah’ın hayali kızlardan oluşan bir grup kurmaktı. Her müzisyen bilir; kızlardan oluşan bir grup kurmak zordur. Davul çalan, iyi klavye çalan bir bayan bulmak kolay bir iş değildir. 1988 yılında bu zorluklara rağmen kurulan Volwox ilk konserini Bursa Tayyare Sineması’nda verdi. Grupta elektro gitar çalan ve vokal yapan Şebnem Ferah’ın dışında tanıdığımız bir isim daha var, o da grupta klavye çalan Özlem Tekin.
Klostrofobik iklimlerin bunalım dolu gri havası rock müzik gruplarına iyi gelir. En iyi müzik gruplarının İngiltere’den çıkmasının başlıca sebebi budur. Ankara’ya yağmur yağınca Londra gibi bir depresif ruh hali alıyor insanı. Bu yüzdendir ki son 10 yılda çıkan en iyi rock grupları Ankara’dan çıktı. Manga, Seksendört, Gece, Çilekeş, Pilli Bebek, Zakkum bunlardan bazıları. Bursa’da pişen Şebnem Ferah’ın müzikalitesinde Ankara’nında tuzu var. Şebnem Ferah ODTÜ Ekonomi bölümünü 2. Sınıfta bıraktı ve her müzisyenin yapması gereken şeyi yaparak İstanbul’a yerleşti.

Şebnem Ferah Volwox grubu dağıldıktan sonra solo kariyer planlarına girişti. Bu ülkede solo kariyer demek Sezen Aksu demek. Megastar veya Rockstar olmak istiyorsanız size Sezen Aksu’nun elinin değmesi lazım. ŞEBO; 1996 yılında ilk albümünü Sezen Aksu ve Onno Tunç'un da destekleriyle Raks Müzik'ten çıkardı.
Buraya kadar herşey gayet normal. Peki ne oldu da Şebnem Ferah ülkemizin en iyi bayan vokallerinden biri oldu. Popüler kültürde sanatçının kalitesi hayran kitlesi sayısı ile doğru orantılıdır. Şebnem Ferah’ın hayran kitlesi kendisini diğer sanatçılara göre çok farklı bir yere koyuyor. Şebnem Ferah, Cem Adrian ve Hayko Cepkin’in hayran grubu özellikle web 2.0’ın gelişimi ile her şehirde örgütlenen bu gruplar sanatçıların konserlerini “ayin”e çeviriyorlar.
Şebnem Ferah, Sezen Aksu elinden tutmasa bu başarıyı elde edebilir miydi? Popüler kültüre yenik düşen rockstarları görmek istiyorsanız, Ankara Sakarya Caddesi sizi bekler. Nil Bar’da çıkan bir grup Haluk Levent’in bir şarkısını Haluk Levent’ten daha iyi çalabiliyor. Ama bize özümsetilen “hayran” sembolizasyonu ile popüler kültüre yenik düşmüş sanatçılardan selpak üzerine yazı yazarak şarkı isterken KRAL TV’de klibi yayınlanan Şebnem Ferah’ı görünce dilimiz tutuluyor.
Şebnem Ferah hayranları internet üzerinden organize oluyor. Bir sendika gibi her ilde teşkilatlanması olan bu kitlenin üyeleri birbirlerinin gerçek kimliklerinden çok sanal kimlikleri ile (nick name) tanıyor. Bu fan teşkilatında yaşı 21-22’den büyük üyelere “dinazor fan” diyorlar J
Şebnem Ferah yıllardır aynı orkestra ile çalıyor. Orkestranın istikrarlı olması Sir Alex Ferguson’lu Manchester United gibi Şebo’ya artı bir değer katıyor. Şarkılar kolektif bir takım oyunu ile farklı varyasyonlarla yeniden can buluyor. Şebnem Ferah şarkıların açık uçlu notalarına detone olmadan distort çığlıklar ile hayat veriyor. Siyah prensesin, kemikleşmiş orkestra gibi kemikleşmiş bir hayran kitlesi var. Şebnem Ferah hayranlarına ŞEBO’yu neden seviyorsunuz dediğimde hepsinin verdiği ortak cevap; “Mütevazi olduğu için” oldu. Şebnem Ferah’ın bir şarkısında bahsettiği küçük kırmızı rugan ayakkabılar bile kız çocuklarını mutlu etmiyorken nasıl oluyorda bu kadar seviliyor?
Metallica ülkemize her geldiğinde haberlerde stadyum önünde konser sırası bekleyen siyah giymiş 18-55 yaş arası insanlarımızı görüyoruz. Bu durum Şebnem Ferah konserlerinde de aynı. İnsanlar 21:30’da başlayacak olan konsere sanatçıyı T noktasından izlemek için sabah 8:00’da geliyorlar. T noktası sahneyi en ön ve en önden gören yerdir. Bir de 90 derecelik noktalar var. ŞEBO’nun gitaristi aynı zamanda ülkemizin en iyi grubu PENTAGRAM’ın gitaristi Metin Türkcan. Konseri Metin abinin yanından izlemek isteyenler tam onun önünden 90 derecelik siperlerini alıyorlar. Diğer tarafta ise bass gitarist Buket’in tarafından konseri izlemek isteyenler mevzileniyorlar.
Şebnem Ferah konserleri 3 bölümden oluşuyor. Konser öncesi, sahne performansı ve konser sonrası. Konser öncesi; hayranlar ve forumlardan tanışan kitle buluşarak sohbet ediyor, kaynaşıyor ve bilmedikleri bilgileri paylaşıyorlar. Bu paylaşımlar ileri giderek evliliğe kadar varıyor. İnternet üzerinden bağlantı kurduğum bir çift evlenmek istiyor ama tüm paralarını il il konser gezerek harcadıkları için bekliyorlar, “ŞEBO bizi evlendirsin” diyorlar. Konser esnasında şarkılar hep bir ağızdan söyleniyor. Yağmur yağsa, deprem olsa fark etmiyor. Anlatılanlara göre Bostancı konserinde elektrikler kesiliyor ama dinleyiciler tavrını bozmadan koro halinde şarkıyı bitiriyor. Konserde bir kesim zıplarken bir kesim derin düşlere dalıyor. Konserleri genelde ara vermeden 3 saat süren ŞEBO’ya izleyiciler susmadan koro halinde back vokal yapıyorlar. ŞEBO konserine hiç gitmedim ama aldığım BOSTANCI dvd’si olayın dehşet boyutlarını bana hissetirdi. Konser bitince “ŞEBOİST”leri başka bir heyecan sarıyor “KULİS”. Kulise girip imza almak isteyen hayranlar aldıkları albümleri çoğu zaman imzalatma fırsatı buluyorlar. Sonuç olarak ortada dijital bir gerçekliğin vücut bulmuş hali var ve Şebnem Ferah hayranları aralarındaki manevi sıcaklığı soysal medya sayesinde koruyorlar.